|
|
Aykut hocam, sana güvenimiz Kocaman; en büyük korkumuz Aziz bir Başkan... Bundan birkaç hafta önce beklenen gelişme oldu ve Fenerbahçe futbol takımı teknik direktör olarak Christoph Daum'u kovarak (kibarcası sözleşmesini feshederek) eski futbolcumuz Aykut Kocaman ile yola devam kararı aldı.
Bu Fenerbahçe'nin ve Aziz Başkan'ın ilk yerli teknik adam denemesi değil. Daha önce – yine kendi eski değerlerimizden – Rıdvan Dilmen ve Oğuz Çetin'i yıprattı bu takım. Farklı camiadan bir isim olarak Mustafa Denizli – 1,5 yıla yakın rekor bir süre ile – görev yaptı ve hatta şampiyonluk bile yaşadır. Arada ise Turhan Sofuoğlu ve de bahçıvan kadrosundan Tamer Güney nöbetçi antrenörlük görevi yürüttüler.
Fenerbahçe'li bile olmayan Mustafa Denizli ve altyapı antrenörlüğünden öte görev yapmamış bir isim olan Tamer Güney'i bir kenara alacak olursak, tamamı 1988/89 sezonunun 103 golle şampiyonluğa ulaşan rüya takımının as oyuncuları olan Rıdvan, Oğuz, Turhan ve Aykut'un Fenerbahçe taraftarlarının – ve elbette bendenizin de – kalbinde çok ayrı bir yeri vardır.
Bu idol isimlerin ortak özelliği ise özel hayatlarındaki titizlikleri ve efendilikleri ile ön plana çıkmış olmaları.
Macera Rıdvan ile başlamıştı. Aziz Yıldırım'ın taze başkanlık döneminde, ilk getirdiği antrenör olan Joachim Löw'ü gönderme yanılgısından sonra, ikinci sezonuna büyük ümitlerle bu büyük isim ile girmişti Fenerbahçe. Ama Rıdvan hoca Aziz Başkan'ın soyunma odası baskınlarına sadece 5 hafta dayanabildi. Ligde hiç mağlubiyeti olmamasına rağmen, Avrupa Kupası maçlarında MTK Budapeşte'ye elenmesi nedeniyle üzerinde oluşan baskının da etkisiyle, istifasını verdi gitti. Sanki Fener'imiz o güne kadar Avrupa'da harikalar yaratıyordu da, Rıdvan gelince tur üstüne tur atlayamadı takımımız.
Aynı sezona Zdenek Zeman ile kısa bir süre devam ettikten sonra, ikinci yarı bu sefer Turhan Sofuoğlu'na dönüldü. Takımın zaten hiç bir iddiası kalmamıştı Turhan hoca geldiğinde. Ama Turhan hoca ile çıktığı tüm derbi maçlarını kazandı Fenerbahçe. Yine de – her nedense – hiç kimse Turhan'a Fenerbahçe'ye teknik direktör olacak kapasitede göremiyordu bir türlü ve FBTV'ye yorumcu olma ötesine geçemedi kendisi.
Oğuz Çetin ise 1,5 yıl Mustafa Denizli ve 1 yıl Werner Lorant'a yardımcı antrenörlük yaptıktan sonra işbaşı yaptı. Macera sadece 10-11 maç devam edebildi. Tıpkı Rıdvan gibi, Aziz başkanın yoğun müdahalelerine dayanamadı, hiç kimse performansını beğenmedi ve çekti gitti. O gün bugündür Milli Takımımızda yardımcı antrenörlük yapıyor, bildiğiniz üzere.
Sanırım ne Rıdvan, ne de Oğuz bir daha – en azından Aziz Yıldırım bu takımın tepesinde oturduğu müddetçe – Fenerbahçe'nin antrenörlük müessesinin semtine bile uğramak istemez. Bir taraftar olarak bana ise bu durum çok acı geliyor, çünkü bu isimlerin her biri – kanımca – birbirinden değerli ve hiç birine binbir tarraka ile getirdiğimiz yabancı antrenörlere tanınan imkân ve fırsatlar verilmedi.
Şimdi ise Aykut hoca zamanı.
Futbolculuğunu dün gibi hatırlıyorum. Harika bir stili vardı. Zarif-ötesi çalımlar atardı. Topu almasıyla kaleye yüzünü dönmesi bir olurdu ve ceza alanı içinde tüm rakiplerimizin korkulu rüyası idi. Hiç unutamadığım golü ise ilk devresini 0-3 yenik kapadığımız Galatarasaray maçının 46.dakikasında altıpas çizgisinin sıfır noktasından attığı ve skoru 1-3'e getirerek takımı ateşleyen goldür. Maçı da Hasan Vezir'in ilave 3 golüyle 4-3 kazanmıştık sonrasında (Ali Sami Yen'de üstelik).
Aykut hocanın Rıdvan ve Oğuz'a göre bir avantajı var aslında. Rıdvan sadece bir Vanspor tecrübesi, Oğuz ise salt yardımcı antrenörlük sonrasına bu göreve gelmişti. Aykut'un ise İstanbulspor, Ankaraspor ve Konyaspor karnesi belli. İstanbulspor'un başında iken Christoph Daum'un Fenerbahçe'de görev aldığı ilk yılın ilk lig haftasında takımımızı üçlemişti ve Barcelona'dan transfer edilen Alman kaleci Enke'nin biletinin kesilmesine neden olmuştu.
Kişiliği ile, futbolculara yaklaşımı ile ve görev başına geldiğinden bu yana – takip edebildiğim üzere – verdiği demeçler ile ümit veriyor. Ama ben yine de her gece her gece kabuslar görüyorum, rüyalarımda – son 12 yıldır adet olduğu üzere – Aziz Yıldırım'lar çakıyor ve Fenerbahçe'nin üzerinde patlıyor.
Şu satırları yazdığım dakikalarda Almanya'daki Dostluk Kupası maçında Galatasaray'ı yenmiş bulunuyoruz. Hem de 10 kişi kaldığımız halde. Ama bu hazırlık döneminde, takımın önemli isimlerinin daha çalışmalara bile katılamadığı bir ortamda, geçen hafta alınan AZ Alkmaar ve FC Köln mağlubiyetleri olduğu kadar bu haftaki Genk ve Galatasaray galibiyetleri de çok büyük bir anlam ifade etmiyor henüz.
Lig maçları başladığı andan itibaren Aykut hocanın üzerindeki baskı artacak ve çok değil, sadece 2-3 hafta üst üste kötü sonuçlar alındığı anda en acımasız eleştirilere maruz kalacak. Gönlüm ister ki böyle bir şey hiç vuku bulmasın, ama bunu da Aziz başkanımızın Yıldırım soyunma odası baskınları izleyecektir elbette.
Dün çıkan bir demecinde hiç bir zaman hiç bir antrenörün işine karışmadığını yumurtlamış büyük başkanımız. Ne tarafımla gülsem bu lafa acaba?
skonuskan@gmail.comYazar : Şakir Konuşkan Eklenme tarihi: 2010-07-22 04:28
2 kişi bu yazıyı sizin de okumanızı önerdi...
Bu yazıyı toplam 184 kişi okudu (Bugün 2 kişi) |
|
|
Oy Kullanacağınız Yeri Öğrenin

Anket: 12 Eylülde Yapılacak Referandumda Oyunuz Ne Olacak?
Gazetelerin Birinci Sayfalarını OKU  Yılın 250. günü, 36. haftası, Kalan gün: 115 Günün Yemeği: Et Sote Günün Sözü: Bir okul açan, bir hapishane kapatmiş olur. [VICTOR HUGO] Tarihte Bugün Şakir Konuşkan: OGS ve KGS postmodernizmi Selim Umut: iPhone, Hekimler ve Sağlığımız Mustafa Yiğit Sancaktar: Genel Af Yetkisi Babanızın Malı mı?
|