Dünya ya geliş sebebiz var elbette hepimizin.
Hepimiz dünya ya gelirken göz yaşıyla doğuyoruz.
Büyürken ne zaman yüzümüzde tebessüm oluşsa seviniyor ailemizdekiler ve bizi sevenler.
Büyüyoruz korunarak büyüyoruz düşe kalka...
Aslında herşey büyüdüğümüzde başlıyor.Bize küçükken öğretildiği gibi davranmaya çalışırken birde bakıyoruz ki aynı kaldırımda yürüdüğümüz ve tanımadığımız insanların hepsi birbirinden farklı, bizden farklı. Hepimizin kaderi farklı çizilmiş, gittiğimiz yol farklı. Aşkları yaşayışımız, dünyaya bakışımız, insanlarla kurduğumuz iletişim, karakterimiz, kişiliğimiz, seçimlerimiz vs hepsi birbirinden farklı. Dünyaya geliş sebeplerimiz bile farklı. Kimimiz büyük bir farkındalıkla yaşıyor kimimiz gelme sebebinden bi haber. Kimimiz algıları sonuna kadar açık kimimiz hiçbirşeyin farkında bile değil. İşte bütün bunlar bizleri birbirimizden farklı kılıyor.
Aldığımız eğitim, kültür, yetiştirilme tarzı, hayatın içinde karşılaştığımız olaylar bizleri hep farklı yollara sapmamıza sebep oluyor. Kimimiz seyrettiğimiz bir filmden ders çıkartırken, bir sözden hayatını değiştirirken, kimimiz ise sadece bir film gibi izleyip arkasında bırakıyor. Kimimiz yaşayarak öğreniyor,
kimimiz yaşatarak, kimimiz dinleyerek,
ama hiç birimiz geliş sebebimizi net ve kesin olarak bilmiyoruz.
Oysaki herbirimizin bir yeteneği var herbirimiz kendimize göre özeliz...
İnsanların bence dünyaya gelirken ortak geliş sebepleri, var olan güzelleri keşfetmek, tanrının çizdiği yoldan yürümek, yanlışla doğruyu ayırt edip doğruyu seçmek, kendini ve etrafındakileri üzmeden huzur içinde yaşamaya ve yaşatmaya çalışmak, en önemlisi ise aşk ve sevgi ile hayata değer katmaya çalışmak.
Bizler içimizdeki güzellikleri keşfetmeye çalışmalıyız, ruhumuzdaki yaralara merhem olacak tek şey sevgi.
Ruhlarımızdaki yaraları kapatmak için birbirimize saygılı, sevgili, ve iltifatlarla yücelterek değer katmalıyız ki yüreğimizdeki yaraların yerini huzur, sevgi, aşk alsın. Öyle içimizde biriktirdiğimiz kin, nefret, öfke gibi kötü duygularla hiç bir yere varamayız. İçimizde ne kadar zehir biriktirirsek o kadar zehirlenip nefes alamaz hale gelir ve etrafımızdakilere de nefes aldırmayız.
Hırslarla bir işe girişmek başka karşındakiyle tatlı bir rekabet içine girmek başka. Hırs insana en kötüsünü bile yaptırırken tatlı rekabet sevgi, hoşgörü, ve içindeki bütün kötü duyguları sindirmiş olgunlaşmış bir insanın tercih ettiği yol olacaktır.
Dünyaya gülümsemek ve gülümsetmek için geliyoruz bunu unutmayarak herkese elimizi uzatalım, herkesin gönlüne ışık, gözlerine nur, yüzüne tebessüm yayarak işlerimize başlayalım. Rica etmeyi unutmayalım. Bilelim ki kimse bizim emrimizle birşey yapmak zorunda değil. Bizi sevmeseler bizim yanımızda bir dakika durmazlar işin ucunda para bile olsa.
Kendiniz için ayırdığınız vakitlerde düşünün bakalım sizin dünyaya geliş sebebiniz nedir ve sizi özel yapan özellikler nelerdir?.
Kalbinizden sevgi, yüzünüzden nur, dudaklarınızdan iltifatlar eksik olmasın. İltifat ettikleriniz ve size iltifat edenleriniz çok olsun :).Yazar: Serra Yetek
Eklenme tarihi: 2010-07-19 23:20 1 kişi bu yazıyı sizin de okumanızı önerdi...
Bu yazıyı toplam 161 kişi okudu (Bugün 2 kişi) | KONUYLA İLGİLİ RESİMLER 
|