Bu zamana kadar ülkemizde DP Demokrat Parti, AP Adalet Partisi ve ANAP gibi partiler geçmiş dönem başkanlarının siyasi mirasının üstüne yatarak, AKP dışında, seçim kazanma fırsatı yakalayan yeni oluşum bir parti olmamıştır. Halkın, vatandaş sıfatını kazanması bilgi, kültür ve ileriyi görmekle mümkündür. Babalarının kurduğu parti vizyonunu iyi kullanan parti başkanlarının oğulların partisine oy vermeyi düşünmek, bağnaz ve tutucu bir halk olmak demektir. Bunun en son örneği Necmettin Erbakan’ın oğlu olan Fatih Erbakan’ın ortaya çıkarılmasıdır. Tutucu halkın bağnaz parti tutkusunu iyi kullanan bazı Türk büyüklerinin oğulları, Yüksel Menderes, Ahmet Özal, Erdal İnönü ve MHP kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu, babalarının ismiyle parti üst yönetimlerine çok kolay gelmişlerdir.
Bu oğullar kolayca bir yerlere gelirken, CHP başkanlığı için Bülent Ecevit rahmetli İsmet İnönü’ye karşı büyük mücadele vererek CHP’nin başına ancak gelebilmiştir. Parti başkanı oğulların miras yemesini bir yana bırakınız, bu kadar eski parti başkan oğullarına prim veren bir ülkede, Liberal Parti Başkanı Besim Tibuk, Cem Boyner ve Cem Uzan nasıl bu bağnaz eskiye rağbet seçmen anlayışını göremeyerek, dünyanın parasını harcayarak seçmenden oy istemişler ve sonları hüsran olmuştur. Bu siyasetçilerin hepsi de silinip gitmişlerdir.
Bunların yanında büyük emanetçi Hüsamettin Cindoruk DP’nin ve sonra da DYP nin başına getirilmeden önce, CHP’nin kalesi Bodrum’da genel seçimlere katılmayan bir parti olan DP’nin mirasçısı olarak Mehmet Kocadon eski DP sempatizanlarının kalıntısından oy olarak mahalli seçimde Belediye başkanı seçilebilmiştir.
CHP, SHP ve DSP daha önceki mahalli seçimlerde Ankara, İstanbul gibi büyük metropol belediye başkanlıklarını aralarında anlaşamayarak AKP ye kaptırdıkları bilinmektedir. Bu partiler, 29 Mart 2009 mahalli seçimlerinde de bir araya gelememişler ve başarısız olmuşlardır. İthal Kemal Derviş modeline saplanan rahmetli Bülent Ecevit ve İsmail Cem gibi DSP de yok olmama mücadelesi vermektedir. DSP eski başkanı Sezer, Rahşan Ecevit’e karşı vermek durumunda kalmış, sonunda Sezer ve Rahşan Ecevit kısa sürede siyaset sahnesinden çekilmişlerdir. Bunların arasından seneler sonra nihayet SHP eski başkanı Karayalçın CHP ye iltihak etme kararı alabilmiştir. Mustafa Sarıgül’ün de durumu ortada gözükmekte, CHP ye katılmak mı katılmamak mı ikilemindedir.
Nedir bu bağnazlığın getirdiği başarısızlık ve ülkenin çağdaşlaşmasını katkı yapamama girişimsizliği. Çağdaş ve aydın bilinen kişilerin bir araya gelememeleri.
Bir ara 84 adet olup şu sıralar 59'a inmiş tabela parti kurma savurganlığını anlamakta güçlük çekmekteyim. İşin bir de bu kategorileri dışında daha anlaşılmazı, bir Yaşar Okuyan, bir Yaşar Nuri Öztürk gibi tek başına parti kuranlardır. Partilere bina, mobilya ve asgari 41 ilde parti teşkilatı kurma şartı aranması sebebiyle tabela yazmaları için mal ve para bağışlayan kafaları da düşününce bu girişimcilerin ne yapmak istediğini anlamak güçleşmektedir. Hele hele N. Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın Saadet Partisi içerisinde o güzel profili ve duruşu ile söz söylemek için sahneye çıkarılmış olması, bu ülkenin seçmen profilinin en son göstergesidir. Olmayacak dua için amin demek her halde bu ülke seçmeninin tutkusu olsa gerek. Bu kadar değerli kişiler partiler kurmuş ancak iktidara gelememiş olmalarına karşın, Fatih Erbakan'ın başarısından medet uman bir toplumu düşünmek istemiyorum.Yazar: Erdil Ünsal
Eklenme tarihi: 2010-07-19 18:08 2 kişi bu yazıyı sizin de okumanızı önerdi...
Bu yazıyı toplam 180 kişi okudu (Bugün 2 kişi) | KONUYLA İLGİLİ RESİMLER 
|